İsviçre Milli Meclisi soykırımı zımnen tanıdı
Hükümet, Türkiye'ye tarihini yeniden inceleme vetiresine yardımda bulunmayı teklif ediyor.
13 Mart tarihinde İsviçre Parlamento'sunda neler oldu acaba? Birçok şeyler. Bir taraftan, Zisyadis'in sunduğu önerge
73'e karşı 70 oyla reddedildi. Parlamento'nun hükümete yönelik istemi olarak tanımlanan bu olanağa göre,
zorlayıcı niteliğe haiz olmayan önerge, Meclisin Kamaralarından yalnızca biri tarafından tartışılıyor.
Zisyadis'in sunduğu önerge, Ermeni soykırımını devlet tarafından kabul etmeye yönelikti.
Diğer taraftan, Milli Meclis Dış Politika Komisyonu'nun sunduğu teklif, Parlamento'nun Alt Kamarası olan Millet Meclisi
tarafından kabul edildi ve böylece, merkezi Frankfurt'ta bulunan ve Türk bay ve bayan yurttaşlarından oluşan
Soykırıma Karşı Çıkanlar Derneği'nin (Verein der Völkermordgegener) dilekçesi, müzakere edilmeden ve oy
kullanılmadan hükümete intikal ettirildi. Aynı konu, daha önce Palementonun Üst Kamarası olan Devletler Meclisi
tarafından geçtiğimiz 14 Aralık tarihinde oya sunulup kabul edilmişti. Sonuç olarak Parlamento, dilekçeyi Federal
Meclis'e (Hükümet) intikal ettirmek ve Hükümetin dilekçeyi kabul etmesi için oy kullandı. Parlamento aynı
zamanda, Hükümeti 'İsviçre ile Türkiye arasındaki politik diyalog doğrultusunda, Ermeni Soykırımı
sorununu ele almaya' davet ediyor.
Saydam bir biçimde dile getirilen Soykırım konusu İsviçre Parlamento'su tarafından zımnen kabul edildi. Ayrıca,
Federal Meclis'in tutumunu açıklığa kavuşturan Federal Danışman Joseph Deiss şu açıklamada bulundu:
'Geçtiğimiz Ocak ayında Bern'e yaptığı ziyaret esnasında, Türkiye Dış İşleri Bakanı sayın
İsmail Cem'i, süregelen parlamento konuları ve Ermeni Soykırımı sorunu konusunda Federal Meclisin pozisyonu
hakkında bilgilendirdim. Kendisine, Türkiye tarihinin nazik sayfalarından biri olan bu bölümün tabu olarak
kalmaması gerektiğini söyledim. Gerçekten de, tarihinin karanlık sayfaları hakkında ve zor bir çalışma
olsa dahi, bizim de İsviçre'de yakın bir geçmişte yapmış olduğumuz gibi, her Devlet'in toplu anımsama
çalışması yapması önemlidir. Kendi tecrübemize dayanarak, Federal Dış İşleri Bakanlığımız,
Türkiye'ye bu konuda yardımda bulunmak istediğini zaten belirtmiştir. Şu anda bu teklifimiz cevapsız
bırakılmıştır ancak tema halen Türekiye ile başlatmış bulunduğumuz politik diyalog ajandasında
geçerliliğini korumaktadır.'
Bay Deiss'e göre, insan hakları ve Kürt azınlıkları hakları konularında derin tartışmalar
başlatılmış bulunmaktadır. 'Dikkat ediyorum ki Türkiye bağımsızlaşma isteklerinin her türlü
istikamette gelişmesi konusunu kuşkuyla izlemektedir. Bunu size açıklarken Türkiye'nin tutumunu desteklemiş olmak
için söylemiyorum - Türkiye pozisyonunu kendisi savunmalıdır - ancak sizlere diyalogun kurulmuş olduğunu
ispatlamak için söylüyorum. Türkiye'de değişik temayüller mevcuttur ve bunlardan bazıları geçmişin
eleştirilmesini olumlu olarak değerlendirmektedirler. Durum böyle olunca, Ankara'daki büyükelçiliğimizin
değerlendirmesine istinaden, Türkiye'de değişik politika çemberleri ve halk arasında ilk kez bölge tarihinin
karanlık sayfaları hakkında tartışmalar yapılmaktadır.
Federal Meclis, Türkiye'de, konunun giderek tabu dışına çıktığı şu tarihlerde, tarihçilerden oluşan
muhtemel uluslararası bir heyetin oluşturulmasına karşı çıkmak istememektedir.'
'Değişik kesimlerde' önergenin kabul edilmesinin karşılıklı ilişkilerde yaratabileceği riskli sonuçlara
dikkati çektikten; İsviçre'nin, insan hakları konusunda yürüttüğü politikasında, cezasız
bıraktırılmaya karşı mücadele etmenin önemli bir politika unsuru olduğunu belirttikten ve Roma
Antlaşması'nın Parlamento tarafından onaylandığını hoşgörüyle karşıladıklarını
belirttikten sonra, Federal Danışman sözlerini şöyle tamamladı: 'İnsanlığa karşı cürümlere,
savaş suçlarına, soykırıma karşı, örneğin Soykırım Cürümünün Önlenmesi ve
Cezalandırılması Hakkında Antlaşma ve bilhassa Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi, uluslararası hukuk
silahlarıyla savaşılmalıdır. Doğrudur ki bu araçlar istikbale yöneliktirler, ancak bence mahküm ettiğimiz
vuku bulmuş olan olaylara hayır, artık yeter, demenin en iyi çaresi, bu olayların gelecekte tekerrürünü
engellemektir.'
Federal Danışman'dan ayrıyeten, tartışmalar sırasında sekiz Parlamento üyesi de söz aldı. Bu Parlamento
üyelerinin sekizi de önerge lehine konuştular.
Söz alanlardan Jean-Claude RENNWALD (Sosyalist Parti, Jura Kantonu) en şiddetli girişimde bulundu. Kendisi, öfkeyle Türk
Hürriyet gazetesinden bir örnek gösterdi. Gazetenin birinci sayfasında Joseph Zisyadis'in bir fotografı ve ayrıca
önergeyi beraberce imzalayan dört kişinin bir fotografı görülmekteydi.
'Özet olarak demek oluyor ki burada gözüken dört kişi belki tekrar Türkiye'ye gidebilirler, ancak Josef Zisyadis
gitmezse daha iyi olur çünkü hayatını tehlikeye atar. Ben bunu iğrenç buluyorum! Basın özgürlüğü
adına enayice laflar edilmesini hadi kabul edeyim, çünkü basın özgürdür ve hatta enayice laflar edebilir!
Fakat işin ciddi tarafına gelince, 20 Şubat 2001 tarihinde Bern Türk Büyükelçisinden beş sayfalık bir mektup
aldım. Mektupta benim önergeyi desteklemem istenmekteydi. İşte bu Büyükelçi'ye cevabım - kendisi burada mı,
değil mi, temsilcileri burada mı, değil mi bilmiyorum, bana vız gelir - : Rennwald, sol kanat ve demokratlar bu tür
şantajla hiçbir zaman aldatılmıyacaklardır çünkü bizler istediğimizi, istediğimiz zaman ve istediğimiz
yerde söylüyoruz.'(Kısmi alkışlar)
Olay, hemen hemen tümüyle Fransızca Konuşan İsviçre Televizyonu (TSR) tarafından aynı gün akşam
haberlerinde resimlendirildi. Haberde, salonda bulunan Türk Büyükelçisi de resimlendirildi.
Josef Zisyadis (Popüler İşçi Partisi, Vaud Kantonu), bu konuda İsviçre'nin uzun gelenekli insancı (humanist)
yaklaşımına, bilhassa 1896 yılında toplanan 454,291 imzalı dilekçeye ve Jakob Künzler'e, değindi.
'Uzun zamandan beri, münkirler (negasyonistler) uluslararası camianın edilgenliğine (münfailliğine) bel
bağlayabileceklerini düşünmüşlerdi. Belki düşünüyorlardı ki zamanla, hikmeti hükümet, herşey
unutulacaktı. Ermeni soykırımını kabullenmek, hiçbir zaman Türkiye özerine bir görüş açısı
zorla kabul ettirmek demek değildir. Ancak egemen Devlet olarak bizim hakkımız, hafıza görevimizi yerine getirip, alenen
uluslararası camiaya, Ermeni'lere karşı gerçekleştirilmiş olan Soykırımın insanlığa karşı bir
cürüm olduğunu ve bu vesileyle silinemez bir nitelik taşıdığını söylemektir.'
Daha sonra, bu konunun aktüel olduğuna değinip, Soykırım hakkında konuşmuş oldukları için, Türk
adaleti tarafından kovuşturmaya tabi tutulan Akın Birdal ve Yusuf Akbulut'un durumlarına değinerek şöyle devam
etti: 'Bugün yirminci yüzyılın ilk Soykırımı için Türkiye'den istenen bu kabullenme ve hafıza
uygulaması, tüm ulusların ve bölgedeki Devlet'lerin yapmış oldukları katliamları ortaya çıkarmak için
yapacakları gerekli hafıza uygulamalarını hiçbir şekilde örtbas etmemelidir. (. . .) Avrupa, kıta olarak, ancak
ve ancak hakikat temelleri üzerine kurulabilir.'
Patrice Muny (Grüne, Genf) Ermenilere yapilan soykiriminin yapilis
seklini anlatti. Birlasmis
milletler soykirimi konseyinin kabul ettigi soykirimi tarifini ve
Türkiyenin Fransanin ermeni
soykirimini tanimasina gösterdigi asiri tepkiyi belirterek sunlari
söyledi.
„Bugün Isvicrenin daha dogrusu isvicre vatandaslari tarafindan
secilenlerin morali maddi kazanctan daha üstün tutma yetenegine
sahip olup olmadiklarini görecegiz.85 senedir Türkiye yaptigi sucu
inkar etmektedir. Bugün durum her zamankinden dahada zordur cünkü
Türkiye sadece soykirimini kabul etmekle kalmayip ayni zamanda hemen
hemen bir yüzyildir sürdürdügü yalani itiraf
etmek zorundadir“.
Türkiye bugün gecmiste uyguladigi sucu kabul etmek asamasinda
degildir. Onun icin hic olmazsa
diger memleketlerin bu hakikati dile getirme cesaretini göstermeleri
gerkmektedir. Soykirimini
tanima Ermenilere yaslarini tamamlama ve acilarini hafifletme imkanini
verecektir.
Jean-Nils de Dardel (Sozialdemokraten, Genf) 20 ci yüzyilda yapilan
birkac soykirimini saydi
ve isvicrenin hicbir sorumluluk tasimadigini söylemek yanlis olur dedi.
Ikinci dünya savasinda
Yahudilere siginma hakki verilmeyerek onlarin kendi alin yazilari ile
basbasa birakildigini ve
yok etme kamplarina terkedildiklerini söyledi. Yakin gecmiste Ruandanin
irkci rejiminin politik
ve mali yönden desteklendigine deginerek 1984 yilinda hükümetin bu
konuda sundugu raporu
parlementonun tartismaya gerekli bile görmeden konuyu kapattigini ve
böylece yasanilan dramin unutulmaya terkedildigini hatirlatti.
Isvicrenin unutma konusunda büyük bir ustaliga sahip oldugunu
söyleyerek edinilen Tecrübelerin 20 ci yüzyilin ilk soykirimini
yapmis olan ve bunu kabul etmemekte katilasip unutmak isteyen Turkiyeye
degerli bir hizmet olabilecegini vurguladi.
Franco Cavalli (Fraktionspräsident Sozialdemokraten,Nationalrat Tessin)
Soykirimini taninmanin
önemine deginerek Türkiyedeki insanhaklari uygulamasinin cok
kötü oldugunu belirtti.
„Bizim memleketimiz icin soykirimini tanimak moral yönünden cok
mühimdir.Sayet ana hedef-
lerinden birinin, belkide asil hedefinin, insan haklarini koruma ve
gelistirme olan bir dis politika
uygulamak istiyorsak birkac kontrati kaybetmemize sebep olsa dahi Turk
hükümetine nihayet hakikatleri söylemek cesaretine sahip
olmaliyiz. APK (Aussenpolitische Komission ) Dis isleri komisyonu ilf dafa
olarak resmi bir evrakta Ermenilere yapilan soykirimindan bahsetmekte ve
Hükümetten (Bundesrat) ermeni soykirimini Türk hükümeti
nezdinde tartisma konusu etmesini rica etmektedir“.
Ruth -Gaby Vermot-Mangold 1915 olaylarini ve Hürriyet gazetecisi ile
yaptigi bir konusma esnasinda ermeni soykirimindan bahseden Süryani
papazi Akbulutun irklar arasi kini tesvik ettigi
gerekcesi ile dava edildigini yansitti. „ Bütün diger Avrupa
ülkeleri ile birlikte Isvicrenin de Istanbul
bogazindaki ülkenin Türk tarihini yeniden inceleyip tammamlamasinda,
demokrasilesmesinde ve
uygar bir toplum kurmasinda önemli bir rolü vardir. Türkiyedeki
azinliklarin korunmasi nihayet ciddi olarak ele alinmalidir“.
Jean-Claude Vaudroz (Christdemokratische Volkspartei, Genf) Ermenilere
yapilan soykiriminin taninmasinin kendisi icin birinci derecede halk
temsilcilerinin ve de Hükumetin Osmanli Impara – torlugunda yasamis
olan Ermeni toplumuna karsi bir „ devoir de mémoire“ hatirlama
borcu oldugunu söyledi. „ Ermenilere yapilan soykirimini tanimanin
sik sik duydugumuz gibi tarihi
degerlendirmekle bir ilgisi yoktur. Cünkü 1915 olaylarinin soykirimi
karakteri tasidigina bir cok
tarafsiz tarihcinin en ufak süphesi yoktur. Millesmis milletler
soykirimi konvensiyonunu imzalamis
olan Isvicrenin uzun süre kacamak yapmasi zordur“.
Claude Ruey (Liberale, Genf) Rat`in (Meclisin) bu sabah OSZE ve Avrupa
konseyi cercevesinde
uzun süre insan haklari üzerine konustugunu belirtti. „Insan
haklarindan konusmak ve güzel duygular
yaratmak yeterli degildir.Ayni zamanda bunun nasil tatbik edilecegini
düsünmek ve uygulamak
gerekmektedir. Bizim icin insan haklari bölunmez bir bütündur. Bu
insanin hakikatlere gözlerini
kapayamiyacagi, tarihten kendini isole edemiyecegi ve bazilarinin „
devoir de mémorie“ dedikleri
tarihi bütün acikligi ile görüp kabul etmesi anlamina
gelmektedir.
Tarihsel ispat edilmis olaylari tarihci olmadan bir parlamenter olarak dahi
anlamak mümkümdur.
Biz liberaller Ermenilere yapilan soykirimini kabul ediyoruz. Ancak
yapilanlari tanimak mutlaka
o zamanki suclularin devami olanlarin suclanmasi anlamina gelmez“.
Isvicre ders verici durumuna düsmemeli daha ziyade dialog politikasini
devam ettirmelidir.
„Baska bir deyisle soykiriminin taninmasina evet, suclamaya hayir.
Zannediyorum Zisyadis`in postu-
latinin da istedigi budur. Postulatta suclamadan bahsedilmiyor“.
Ruey soykiriminin kimin tanimasi gerektigi sorusunu ortaya koydu ve diger
memleketkerde bunu parlementonun yaptigini belirtti.
Zisyadis postulatinin hükumeti soykirimini tanimaya cagirdigini
söyleyerek Isvicre kanunlarina göre sirf parlemento Resulution`u ile
bu sorunun cözülemiyecegini bu nedenle uygun bir yolun bulunacagini
ümit ettigini belirtti. „ Bana göre postulatin hükümeti
baglayici bir karakteri yoktur bu
nedenle postulatin kabul edilmesi hükümete Ermenilere yapilan
soykiriminin resmi olarak taninmasi
icin gerekli yol ve imkanlari arastirma ve neticeyi parlementoya getirme
imkanini vermektedir“.